seçocan
en çok satanlarda birinci diye aldım, üstüne üstük çok yakınımdan çok iyi övgüler aldım yazar hakkında..ama kitap hiçte beklediğim gibi çıkmadı..hele o birinci bölümü o kadar çok yabancı kelime (eski dil) o kadar çok detay varki..anlatmak istediğine ulaşana kadar 120 sayfa bekledim..bir oraya bir buraya sıçrıyor ve ayakkabı bağcığının neyden yapıldığına kadar derin anlatım var. buda insanı konuya odaklayamıyor ve sıkıyor..120. sayfaya kadar ne olduğunu gerçekte toparlayamadım..en sonunda ise çok acayip bir biçimde bitti...
mimoza&
mimoza& 05 Kasım 2012
İşte ben İhsan Oktay Anar'ın bu özelliğini seviyorum.Hiç ummadığınız yerde, siz romanın içine akmaya çalışırken sizi durdurup hiç aklınıza gelmeyecek önemsiz birşeyi (ayakkabı bağcığı gibi) en ince detayına kadar anlatıp eğlendirmesi, okurken mola verdirmesi...Onu farklı yapan şey bu bence. Okurken bu kadar karışık olayları nasıl toparlayacak diye heyecanlanmak, beklemek çok güzel.Bu bir İhsan Oktay Anar tarzıdır diye düşünüyorum.