e_elif
Kitabın son sayasını bu akşam kapattım. Ve aklım biraz Zehra'nın elinde yarım kalan boya ve fırçalarda, biraz Settarhan'ın aşk ve gurbetle imtihanında,Hafız'ın Divan'ında, muhacirlik yollarında, Harşit çayında, kesilirken ağlayan nar ağacında, ama, ama en çok da heybesinde biriktirdiği kırık kafiyelerle yitip giden İsmail'de kaldı. Ve ki bu kalp buna nasıl dayansındı?