attis52
Gerçekten de Şensoy’un güldüren, tatlı dilli bir üslubu var. Bu üslubun içinde yer yer sözcük oyunlarıyla donatılmış bir anlatıma rastlıyoruz. Yazarın bu tarzı, diğer yapıtlarla birlikte “Ferhantolojik” bir yapı ortaya çıkarıyor. Ferhan Şensoy imzalı oyunlardan ve skeçlerden yabancısı olmadığımız bu söylem biçimini, elimizdeki otobiyografik romanda da görüyoruz… Örneğin “Sigara tüttürerek, sanatçı olmak düşüncesini yürüyorum Nişantaşı’ndan Şişli’ye.” diyor. Bir başka yerde “rakıya yazılıyor.” Bazen de sözcüklerle oynuyor, yeni bir deyiş getiriyor literatüre, “Devrisi gün” gibi… Sık sık güldürse de, belgeleyen ve düşündüren bir tarz. Bazen kendisinden üçüncü bir şahıs gibi bahsediyor, o dönemde kendisine takılan bir isimle; “Fransa’dan gelen çocuk!”