Abdurrahman Sefa
Cem Sultan,bir anlık gafletle Rodos'a kaçtığı için çok pişman olur fakat iş işten geçmiştir artık orada kalan ömrünü tamamlamaktan başka çaresi kalmamıştır. Bütün hayatı yaptığı bu hataya üzülmekle geçer, keşke karşı çıkmasaydım da abim Beyazıd sultan olsaydı diye sürekli içinden geçirir.
Rodos'ta geçirdiği günler sırasında asla Türklük'ünden ve kendisinden ödün vermeyerek haşmeti ile herkesi kendisine hayran bırakmıştır. Bir esir değilde tıpkı iktidarda bulunan bir padişahmış gibi davranarak gavurları etkilemeyi başarmıştır. Hiç bir zaman gavurlar onun bulunduğu masada içki içmeye cesaret bile edemezlermiş. Papanın hristiyanlık inancını benimsemesi teklifini sunması üzerine papaya öyle harika bir cevap verir ki papa bir daha bu teklifini bırakın telaffuz etmeyi düşünmeye bile cesaret edemez.Sultan Beyazıd kardeşine iyi bakılması için Rodoslulara oldukça yüklü miktarlarda altın göndermiştir.

Hayatını gavur ellerinde geçiren Cem Sultan belki de tarihin en bahtsız kişilerinden birisidir. Onun bu hayat hikayesini okurken yer yer tüylerimin diken diken olmasını engelleyemedim ve kitabın tesiri ile Cem Sultan'a günlerce üzülmekten kendimi alıkoyamadım ve halâ da üzülmekteyim.