aqualak
Kaşif
Kitabın sonlarına doğru ana karakterlerden biri olan rahibin bir vaazı vardır; ateist doktor (ki kitap doktorun -dolayısyla Camus da onun üzerinden - yazılmış) bu vaaz üzeri nden ‘niye?’ diye soruyor. “Niçin küçücük çocuklar acı içinde ölüyorlar? Bunun neresi adil?” Karanlık aydınlığının üzerine çekilmiş bir perde mi yoksa aydınlık karanlığın üzerine yerleşmiş bir perde mi? Peki çocuğu veren kim? Diye sormak geliyor insanın içinden ya da sağlığımız yerindeyken sırf hastalık hali mi bizi boşluğa ya da şüpheye düşürüyor? Kitabın sonunda veba ortadan kalkarken meyhaneler de kiliseler de yine dolmaya başlıyor. Demekki boşluk insanın kendisinden kaynaklanıyor. Keşke Camus da biraz bu tasavvufla ilgilinseydi de Yaratılışın, adem (yokluk) aynalarındaki tezahürlerindeki cevapları bulabilseydi ki kendisi Cezayir asıllı malum çok da zor değildi.Kişisel olarak Camus’un Yabancı adlı romanında bu manevi boşluk havası daha iyi resmedilmiş, çok daha başarılı sanırım...