ismail_atan
Kitabı elime aldığım zaman yazar hakkında önyargılarım vardı. Kendi dünya görüşü üzerinden birtakım çıkarımlar ve değerlendirmeler yaptığını düşünmüştüm. Bir bakıma yanıldım, bir bakıma da haklı çıktım. Türkiye'nin genişleyen dünya düzeninde nerde olduğunu ve hangi ülkelerin kumpasına girdiğini hayretle gördüm. Kitabın basımı çok eski olsa da günümüz için de aynen geçerliliğini koruyor, enfilasyon rakamları dışında...

Eleştirdiğim tek taraf, kitapta durmadan tekrarlanan "Bu dünyaya imtihan için geldik. Nasıl yönetilmeyi hakediyorsak öyle yönetiliyoruz." ifadeleri oldu. Elbette bunda bir bakıma haklı. insan eşşeğini sağlam kazığa bağlamadan Allah'a tevekkül etmemeli. Önce bize öneriler sunulmalı, çıkış yolları gösterilmeli sonra Allah'a tevekkül etmemiz istenmeli. Yoksa iş siyasetçilere kalırsa daha eşşeğimiz çayırlarda çok sürünür. Biz artık eleştiriden bıktık. Herkes birşeyleri eleştiriyor; ama hiç çözüm önerisi sunan yok. Bize öneri lazım. Dini, Atatürk'ü ve Türklüğü siyasete alet etmeden çalışacak ve pırojeler üretecek siyasetçiler lazım. Sanırım bu çölde iğne aramak gibi bir şey, samanlık hak getire... Kitabın geneline baktığımız zaman nesnellik ön pilanda. Çok fazla kendini ve fikri yapısını öne çıkarmadan eserini kaleme almış. Keşke herkes böyle objektif yaklaşabilse. Kaleminizin mürekkebi bol olsun sayın Dilipak...