Tansu Gök
Kitapkurdu
Oldukça hazin ve ne ülkeme ne de milletime yakışmayan bir hadise konu edilmiş. Keşke (dönemin gereği olararak belki siyaseten mecbur kalındıysa bile) o gemideki çaresiz insanlar ülkemiz karasularından veya topraklarından daha insancıl bir şekilde uzaklaştırılmış olsalardı.
Elbette ki tarihimizin kirli, karanlık yüzleriyle de yüzleşilmeli. Ama bu yüzleşmeyi yaparken olayın geçtiği dönemin konjöktörkeri de daha iyi ele alınıp objektif olunmalı. Çok çok medeni batı insan avına çıkmışken, ve bu avı bir şekilde bizim ülkemizde dahi sürdürürken herşey olup bittikten sonra tüm bu rezaletin yegane sorumlusu bizmişiz gibi gösterilmeye çalışılması da pek adil olmasa gerek.
Bu kitapta tam da bu yapılmış demiyorum ama sanki gemi gelmeden önceki antisemitist hareketler çevre ülkelerdekilere nazaran fazla ön plana çıkarılarak öyle bir his yaratılmış diyorum. Kitapta adı geçen bazı antiseminist makaleler ise yazarları itibarıyla daha çok tek bir kitleyi değil Türk olmayan tüm ırkları düşman sayan mantığın ürünüdür. Bu yüzden o yazarlara anti seministtiler diyemeyiz. Aşırı derecede ırkçıydılar demek daha uygun. Ama bu bile o dönem için normal sayılabilir zira o yüzyıl avrupalının icat ettiği aşırı ırkçı fikir ve uygulamaların yüzyılıydı.