Sarıkamış/Beyaz Hüzün
Sarıkamış/Beyaz Hüzün Ürüne Git
Musahhih
Kitapkurdu
Kitap bir destan anlatma iddiası ile kaleme alınmış. Trajedi görüşünü tamamen reddediyor. Sarıkamış da Çanakkale gibi bir varoluş destanıdır. Vatanı düşmana karşı müdafaa etmek tabiki trajik sonuçlar doğursa da bir trajedi değildir. Asıl trajik olan basiretsiz devlet erkanının gafletinden habersiz oluşudur. Sarıkamış üzerine yazılmış eserlerin sayıları son zamanlarda biraz artış gösterdiği kanaatindeyim. Bu roman da bunlardan biri. Roman tadında gerçek yaşanmış olaylar anlatılmaya çalışılmış. Fena bir roman değil. Ama Sarıkamış'ı anlamaya yetmiyor. Fakat yaşananan dramı anlatmaktaki gücü yadsınamaz. İnsan, ölüme gitmenin ne demek olduğunu Sarıkamış'ta görüyor. Bu sebeple Sarıkamış ile ilgili ne bulunsa okunmalıdır. Bu ölüme yürüyüş, kendini sorgusuz sualsiz devletin kollarına bırakma ve ona sonsuz itimat etme destanı hakkında bir kitap ancak bir demire düşmüş yağmur damlası gibidir. Düşmanı kovmaya ahdetmiş bir neferin ezeli düşman Ruslar'a bir kurşun atamadan dağlarda şehadet şerbetini içmesinin (içirilmesinin) öfkesini duyabiliyor insan satır aralarında. Bir kurşun dahi atamadan ve çok manidardır ki hiç panik yaşanmadan tarumar edilen ordunun hesabını tarihe gidip müsebbimlerinden soramamanın acısını da okuyucuya derinden hissettiriyor. Hesapsız hayalperestlerin elinde koca bir devletin nerelere doğru sürüklendiğini görünce insan nasıl da öfke dehlizlerine düşüyor? Bunu ben şahsen SArıkamış ile ilgili kitapları okuyunca fark ettim. İnsanı bu öfke yakıyor. Ve belki biz yandıkça bazı şeylerin farkına varacağız ve ancak böyle kıyama duracağız ve belki böyle diriliş neslinin bir ferdi olmaya kanatlanacağız. Belki sağ duyulu hükümdar ile ahmak hükümdar ayırımını Çanakkale - Sarıkamış ya da İkinci Abdülhamit Han-Enver,Talat,Cemal Beyler vasıtası ile göreceğiz. Sarıkamış'a dair Çanakkale'ye dair Yemen'e dair yazılacak ne varsa yazsınlar da biz okuyalım. Okudukça da pişelim. Piştikçe atiye kanatlanalım. Dost kim düşman kim onu iyi belleyelim.