econozzy
Batı realizmle 1850li yıllarda tanıştı. Balzac, Stendhal gibi romancılar realizmin teorisini kurmağa çalışırken biz henüz ilk ebedi tercümemizi dahi yapmamıştık; Batılı türlerin hiçbirinden haberdar değildik. Yıllar sonra realizm, Türk edebiyatına natüralizm ile yanyana girecektir. Avrupalı bazı edebiyat tarihçileri realizm diye bir akımın olmadığını, natüralizmin oluşum sürecine realizm denmesi gerektiğini iddia ederler. Realist diye adlandırılan eserlerde romantik unsurların ne kadar çok olduğu, yazarların gerçekçi olsun diye uğraştıkları konuların nasıl, hep bir tarafıyle romantik kaldığı hatırlanınca bu iddia pek de haksız görünmüyor. Türk edebiyatçısının ise realizm ile natüralizm arasında böyle bir öncelik-sonralık bulunduğunu çokça farkedemeden, aralarındaki kronolojik ve filozofik ayrımı pek de göremeden iki akımı birlikte kabullenişleri şu edebiyat tarihçilerini bilmeden desteklediklerini göstermiyor mu?