Server Bedi
Öncelikle daha başlarında vuruyor kitap okuyanı. İhtiyar zenginin söyledikleri ve yaptıklarıyla epey neşeleniyor ve şaşırıyoruz. Sonra servet mücadeleri başlıyor. Daha sahip olmadan harcanan paralar, gelecek paraya güvenilerek harcanan milyonlar. Mirasyedileri ayıplarken ben de düşündüm bu kadar para bana kalırsa ben ne yapardım acaba. Cevabını ben de vermedim doğrusu. Tabii dört dörtlük bir kütüphane edinmek dışında. Olayları yine sade ve tatlı bir anlatımla anlatan Grisham tasvirleriyle yürek hoplatıyor. Bu kitabı okurken milyar dolarlara konmak için aç kurtlar gibi bekleyen çocukların değil de süper bir doğa gezintisi yapan avukatın yerinde olmak istedim hep. Doğadan, heyecandan ve seyahatten daha büyük bir zenginlik var mı acaba? (tabii kitap okumak dışında) Okumayanlar haksızlık yapmak istemediğimden yüzeysel çizeceğim son cümlemin altını; bence bu şekilde bitmemeliydi bu kitap. Yazar okuyanlara ve kendine biraz haksızlık etmiş, onlar bu kadarını bile haketmemişlerdi. Huysuz zengin mezarında ters dönmüştür herhalde...