hilkat garibesi
bir parmak kalınlığıyla saygıdeğer tuğla kitaplar arasında yer alabilecek bir başyapıt benim için... sayfa sayısının az olması sebebiyle Aylak Adam'a biçilen değerin ulaşılmasının kolaylığı, bir kütüphanem olsun mottosunu diline dolamış bir kitapkurdu için gülümseme sebebi...

Gelelim Aylak Adam'a -Yusuf Atılgan'a mı demeli emin değilim-. Baş kahramanımız sistemin çarklarının bozuk bir dişlisi. Herkesin bir işi olmalı tezi, onda bir antitez çünkü o tam bir aylak - aylaklık da bir iş değil mi derseniz böyle bir paradoksun altına sokamam elimi-. İşiyle, mesleğiyle varoluşan insanoğluna göz kırpıyor, o inadına aylak... Paraya önem vermeyen -belki de bir sosyalist-, paranın insan üzerindeki etkisinin bilincinde olan ve bundan yararlanan (mirasyedi), soran, sorgulayan, düşünen ve arayan çok da yabancı olmadığımız biri o. Romantik tabirle ruh ikizini arıyor, aylak kadınını, okuyucuyu da yanına alarak.

Son olarak, yapıttan bir alıntı: ''Olanla yetinerek, aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yalnızdı.'' Ne dersiniz gerçekten yalnız mı?!