onur115
Robin Sharma'nın okuduğum 3'üncü kitabı çok akıcı ve zivk verici bir üslubu var. İçerdiği mesajlarda çok keyif verici. Kitapta; varlığımızın asıl nedeninin kim olduğumuzu hatırlamak ve aslında düşündüğünüzden çok daha büyük olduğumuz, tek ihtiyacımızın öz yapımızı örten katmanları kaldıracak içsel çalışmalar yapmak, onarmamız gereken kusur ve iyileştirilmeyi bekleyen yaralarımıza olduğundan behsedilmektedir.
Acı ve husumetin olumsuz birer tecrübe olarak görülmesine rağmen farklı bir bakış açısı ile bunun sadece bizim değer yargımız olduğu ve bu yanlış yargının altında korku yattığı ifade edilmektedir. Bildik ve tanıdık limanlardan uzaklaşmanın insana korku verdiği, bunun da elmizdekileri kaybetme ve tekrar elde edememe, evrende her şeyin kıt olduğu düşüncesinin sebep olduğu, ancak evrendeki kaynaklar sınırsızlığı belirtilmektedir. Bilinmeyen alan yeninin bulunduğu alandır ve olanakları bulabileceğimiz tek yer “yeni”nin olduğu yerdir. Hayatımızda yeni sonuçlar almak istiyorsak, yeni biçimlerde davranmamız gerekir. Zihin ve yürek bu yolda kullanacağımız enstrümanlarımızdır. Zihin dışsal, maddi ve dünyevi şeylere dayalı güç, yürek ise içinizden gelen özgün güçtür. Bu güçleri kullanırken aklımızdan çıkarmamamız gereken ilke ise “Dünyaya hiçbir şeysiz gelip ve hiçbir şeysiz gittiğimizdir.
Însan kaderini ancak kendisi keşfedebilir ve orası da kalbinin kendisini davet ettiği yerdir. Nasıl ki koza kelebek olacağını bilmez, ancak kaderidir onun kelebek olmak. İnsanın da gerçekliğe giden yolda korkularıyla ve güçsüz kalmasına neden olan şeylerle yüzleşmesi gerekir. Hakikatle uğraşmak yerine devekuşu sendromu yaşamanın bir faydası yoktur. Aslında doğumdan itibaren mükemmel olarak yaratılmış varlıklarız, ancak kültürlenme dediğimiz süreçte toplumun tepkisinden dolayı sosyal maskelerimiz ile mükemmellikten uzaklaşır ve korkulara saplanırız. Kişisel gelişim şeklindeki yanlış bir algı ile de kendimizi değiştirmeyi çalışırız. Ancak yapmaya çalıştığımız özümüze geri dönmek dışında bir şey değildir. Sağolasın Robin SHARMA.