ankebud
Mustafa Kutlu edebiyatımızda belki de bir dönüm noktası. O sadece yazmıyor okuyanına da o öyküyü yaşatıyor. Onun hayat verdiği öyküler sanki bir yerlerde yaşanıyormuş gibi bir duyguya kapılıyoruz. Herhangi bir lunaparka gitsek sanki onlarla karşılaşacağız, ellerinden yüklerini alıp onlara yardım edeceğiz de beraber kaybolacağız çarpışan arabaların arasında. O kadar hayatın içerisinden o kadar sahici ki kendimizi öyküde bir yerlere koyup olayların içerisine dahil olabilmeyi düşünüyoruz. Bize bunları yaşattığı için Mustafa Kutlu'ya teşekkürler (eyvallah üstad). Alışılmamış ve yazılan bütün cümleleri hükümsüz kılan, pür dikkatleri bir bıçak gibi kesen sonlar da Mustafa Kutlu'nun artık benimsediğimiz bir özelliği...