asezgin
Elif Şafak'ın okuduğum ilk kitabı.

Savcılar falan soruşturma açmasaydı okur muydum bilmiyorum. Birazda savcıların soruşturma açması nedeniyle karşı tez olabileceği düşüncesi ile okumak istemiş olabilirim.

Kitabı okurken en çok şu soru işaretleri beynimi meşgul etti; Ermeni Tehcirinin olduğu dönemde yüzbinlerce Türk öldü. Ülke dört bir taraftan düşmanları ile savaşmak zorunda kaldı.(İçerde de Ermeni ve eşkiyalarla mücadele etti tabi) Bazı cephelerinde yenildi, bozguna uğradı. Bazı cephelerinde bünyesindeki bütün etnik grupları ile beraber zaferler kazandı. Sadece Çanakkale'de 250000 gencini yitirdi. Aynı şey karşı taraf için de geçerli. Savaş yıllarında kaç İngiliz, Anzak, Arap ya da Alman öldü bilemiyorum ama ölümlerin az olmadığını hepimiz biliyoruz. Keza savaş döneminde halkın yoksulluk ve yoksunluk içersinde olduğunu da biliyoruz. Ölen Ermeniler olduğu gibi öldüren Ermeniler de olmuştur ki ölen Ermeniler (bence) biraz da öldüren Ermenilerin sonucudur.
Hal böyle iken neden en çok sızlayan Ermenilerdir? Bunu çok düşündüm. Kitapta bu soru geçmişe saygı vs. şeklinde işlenmiş. Ama bunu çok da inandırıcı bulmadığımı söylemeliyim. Çünkü geçmişi bilmek geleceği aydınlatmak içindir. Diğer bir konu Ermeniler ölen dedeleri için bir bedel istiyorlar öldüren dedeleri için ne ödeyecekler bunu söylemiyorlar?
Kitapta ABD bütün bu soykırım faaliyetlerinin yürütüldüğü merkez gibi tasvir edilmiş ki bu ülke Kızılderililerin yok edildiği bir ülkedir. Bu da aklıma gelen diğer bir tezattır.(Ki Hiroşima, Nagazaski ya da Irak gibi konulara hiç girmeyelim.)

Kitapla direkt ilgili değil de kitabı okuyunca aklıma gelen düşünceler kısaca bunlar.