Dikkat !!!
Fatih'le Harbiye arası yürürken ne kadar yakın da, düşünürken ne uzakmış meğer.. Bu kitabı okuduktan sonra da Yakup Kadri'nin Yaban'ını okuduktan sonra olduğu gibi uzun süre pişmanlıkla karışık bir keşif duygusu yaşadım. Mutlaka ki hiçbir toplum birbirinden daha akıllı veya yetenekli değildir. Ancak Türk insanının içinde senelerdir sönmeyen ve sönmeyecek olan Aydın/Köylü(Yaban), Batı/Doğu(Fatih/Harbiye) tartışmalarını bizim yazarlarımız kadar içimize kazıyan yoktur diye tahmin ediyorum. Peyami Safa bu kısacık kitabında (125 sayfa) fikirlerin bitmek bilmez örgüsü arasında debelenmekten öte bir baba-kız ile kızın doğu ile batıyı temsil eden iki arkadaşı arasındaki gel-gitlerini ve duygusal buhranlarını tasvir etmeyi seçmiş. Hem de ne tasvirler, zaman zaman insana 'Acaba içimde kamp mı kurdu ki?' dedirten, yazarın aslında bir yazar değil de bir ressam olduğu fikrini uyandıran psikolojik tahliller. Evet Dostoyevski de hiç kuşkusuz psikolojik tahlillerin en büyük üstadlarından biridir. Ama Peyami Safa'daki edebiyat becerisi ayrı bir hayranlık uyandırıyor 'Ben Türkçe konuşuyorum' diyen herkeste. Her ne kadar Osmanlıca tabirler okuyucuyu zaman zaman sıkıntıya soksa da kitap bir yudumda akıveriyor dudaklarımızdan. Mutlaka okunmalı..