ginza
Heyecanlı başladığı kesin. Ve öyle de devam ediyor. Olayların gerçekleştiği zamanın bundan 100 yıl öncesi olması; ve bundan 100 yıl öncesinin de oldukça karışık olması heyecanı artırıyor. Abartı var-ne de olsa bu bir roman. Ama olaylar kitabın son çeyreğinde biraz çivisinden çıkıyor-insan hayattan parçalar bulduğu-özellikle tarihten de bahseden- kitaplarda yaşanması mümkünse de çok zor olabilecek şeyleri okuyunca, romanı tarihi roman mı, macera romanı mı olarak algılaması gerektiğini bilmiyor. En iyi bu kitabı hiç bir şey gibi algılamadan olduğu gibi okumak.
Bir zamanlar bir filmde bir gazete sahibinin, işe yeni başlayan ve kendisine edebi bir makale getiren muhabirine şöyle dediğini duymuştum: "insanlar gazetelerde seks veya şiddet okumak isterler-ikisi bir arada olursa daha iyi". Nermin Bezmen de bu gerçeği keşfetmiş anlaşılan-ve ikincisinin kesinlikle daha popüler olduğunu da.
Kitaptaki Türkçe fena değil. Biraz gramer sorunu var-mesela Hüma kendi yaşgününden bahsederken "yaşgünümde" değil; "yaşgününde" diyor-bunu yanlış hatırlamış da olabilirim ama buna benzer bir çok şey var. Bazen gereksiz-hem de çok gereksiz, kelimelerin tam Türkçe karşılıklarının kullanılabileceği yerlerde-yabancı sözcükler kullanılmış. Bir de bir "hala daha" hadisesi var. Bazı yerlerde aynı anlama gelen bu iki sözcük sürekli beraber, ve neredeyse her sayfada iki kere kullanılmış. Yazarların bazı sözcük alışkanlıkları olabiliyor-ama nedense bu bana her zaman acemi bir yazardan okuyorum hissini vermiştir.
Ama ne olursa olsun bu kitap kendini okutuyor. Kurt Seyt ve Shura'sıyla lisede tanışıp, kitapla beraber başka diyarlara taşındığım Nermin Bezmen'e daha fazla eleştiri yapmaya gönlüm elvermiyor. Sır'ın diğer bölümlerini bekliyorum.