İşbaraalp
Kitap mahzun bir şekilde başlıyor ve hikaye boyunca da öyle devam ediyor. Yusuf'un kaymakam Selahattin bey'in evlat edinmesiyle daha önceki yaşamından farklı olarak şehirli bir yaşam sürmesi ve buna hiç bir zaman alışamaması, bilinçaltında yaşadığı gelgitler, anne ve babasının hunharca katledilişi sebebiyle yaşadığı travma çok güzel bir şekilde anlatılmış. Ben bu kitapta iki kahraman olduğunu düşünüyorum, birisi Kuyucaklı Yusuf'ken diğeri kaymakam Selahattin beydir. Onun karakter analizi de çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Selahattin bey'in evlilik üzerine düşünceleri, sıkıntılı evlilik yaşayan herkesin duygularına tercüman olabilecek nitelikte. Kitapta beni tek sıkan unsur Rus yazarlarında görülen uzun tasvirlere yazarında bazı bölümlerde başvurmasıydı. Rus yazarlar kadar olmasa da fazla tasvir ve detay beni sıktı. Kitabın sonunda yer alan değerlendirme yazısında bu kitabın bir yetim kitabı olduğu ifade edilmiş, buna katılmakla birlikte bu kitabın biraz kısa kaldığı düşünüyorum. Yazar hikayeyi isterse uzatabilecekken ve okurda da bazı yerlerde bu beklentiyi oluştururken nedense hikayeyi belirli bölümlerinde özellikle kestiğini fark ediyorsunuz. Belki kitabın nev-i şahsına münhasır özelliği de budur.