Mehmet Akif Öztürk
Kitapkurdu
Yazılabilecek bütün güzel şeyler yazılmış aslında. Bu kitaba kötü diyen birinin olmadığını düşünüyorum. Gerçi A.Sinclair kitabın son sözünde bazı eleştiriler getirmiş, bazıları haklı da olabilir ancak kitap bu haliyle olağanüstü. Bir insanın fiziksel ve maddi dibe vuruştan azmiyle kurtulmasını ve başardığını sandığı anda bu sefer psikolojik dibe vuruşunu çok iyi anlatmış. Bir 'azim' ve 'amaç' kitabı olmuş. Kitabın ilk yarısında Ruth'a duyulan aşkı Werther'in Lotte'ye duyduğu aşka benzettim. Aynı şekilde Martin'in çamaşırhanede geçirdiği çalışma koşulları, Orwell'ın 'Paris ve Londra'da Beş Parasız' kitabındaki koşullarla oldukça benzerdi. Bu kitap Martin Eden'dan daha sonra yazıldı ama ben daha önce okuduğum için böyle bir benzerlik kurdum. Yer yer Kafka'nın Dava'sını andıran yerler de vardı. Dava'yı da daha önce okuduğum için söylüyorum aslında Dava için Martin Eden'ı andıran yerler var demeliydim. Dil konusuna gelirsek, oldukça akıcı ve okuyucuyu zorlamıyor. Üslup, kurgu oldukça iyi. Çok başarılı bir eser olmuş. Jack London özgün tarzı bu kitapta da göze çarpıyor. Bildiğimiz kalsik eserler gibi ağır değil. Daha doğrusu dilde hafif ama anlamda ağır bir kitap Martin Eden.