gulcancoskun
Kitabı okumuyorsunuz, filmi izliyorsunuz. Will'e şaşkın gözlerle bakan Bayan Clark'ı da, bakışlarıyla tüm sözcükleri kullanabilmesiyle Will'i de, koşarken Patrick'i de kafanızda kurmaktan ziyade gözünüzle görebiliyorsunuz da. Bu kadar film tadında bir kitabın 'tabi ki senaryoya uyarlanmıştır' diye düşünerek çok Google'ı rahatsız ettiğim oldu fakat maalesef. En kısa zamanda Clark'ı o mektubu okurken Paris'teki cafede izleyebilirim. Kesinlikle yaşamdan, kesinlikle içselleştirebileceğiniz bir hikayesi var Will'in. Kendi payıma O'nun yerinde olsaydım aksi bir karar vermezdim. Clark'ın yerinde olmak her ne kadar zor olsa da Will ile olan empatim daha ağır bastı.