Nedim Şahin
" Yağmurlu bir gecede zemin katın kilidi kırılan penceresinden eve birileri girer. Anneye ve oğluna saldırdıktan sonra kaçmaya başlayan kızın peşine düşerler. Karanlığın ve yağmurun görüşü engellemesiyle kız karşı komşuyu uyandırmayı başarır. Ama bundan sonraki hayatı boyunca hep o geceyi hatırlayıp durur. Korkuları nedeniyle geceleri uykusuz, gündüzleri mutsuz olur. Ve bir gün korktuğu başına gelir... "

Glenn Meade’den sürükleyici bir roman daha. Bu romanı yazarın diğer kitaplarından ayıran en önemli farklardan birisi karakterlerinin birçoğunun öldürülmesi. Gözü kara bu katillerin ne kadar güçlü oldukları ve isteklerinin ne olduğu sonlara doğru anlaşılıyor. Ama o ana kadar ana karakterin cevaplaması gereken birçok soru var. Tehlikenin tam ortasında. Kime güveneceğini de bilmiyor. Kaçmak istese kaçacak yerde yok. Bulunacağı kesin. Siz olsanız ne yapardınız?

Hikaye korktuğunuz şeylerin başınıza gelmesi ana fikri üzerine kurulu. Korkuların ve endişelerin onlardan kaçarak değil ancak üzerlerine gidilmesi ile son bulacağı anlatılıyor. Büyük kısmı İsviçre-İtalya sınırında geçiyor. İsviçre resmi makamlarının disiplini ve düzenliliği ile İsviçre buzullarının hırçınlığı ve karmaşık geçitleri güzel bir hikaye ortaya çıkarmış.

Özeti ise şöyle:

Jennifer March sıradan bir avukattır. Annesi, babası ve kardeşi ile birlikte deniz kenarındaki büyük evlerinde mutlu bir yaşam sürmektedirler. Bir gece sesler duyarak uyanır. Evde birileri vardır. Biraz sonra hole çıktığında korkunç manzarayla karşılaşır: ailesi katledilmiştir.

Aradan yıllar geçer ama o gecenin izlerini üzerinden atamaz. Orta yaşlarda, çevresindekilerin ilgisini çeken güzel bir bayan olmasına rağmen o içe kapanır. Kendisini işine vererek korkularını unutmaya çalışır. Bir yandan da kayıp babasını araştırmaktadır. Çok sonra babası ile ilgili bir haber gelir. Paul March İsviçre buzullarında ölü olarak bulunmuştur. Bu da beraberinde birçok soru getirir. Orada ne işi vardı? Neden kaçak olarak İtalya’ya geçmek istiyordu? Çantasındakileri ne için kullanacaktı?..

Jennifer bir şeyler öğrenebilmek için İsviçre’ye gider. Orada birkaç kez öldürülmeye çalışılır. Tanıştığı kişilerin başına garip şeyler gelir. Sağlığı ve psikolojisi iyice bozulur. Ama en kötüsü de hiçbir sorusuna cevap bulamaz. Her şey Amerika’ya döndüğünde ortaya çıkar. Ama korktuğu da başına gelir. Yine yağmurlu bir gecede yine katiller peşinden koşarlar. Bu kez yarım kalan işi bitirmek istemektedirler.

Kitapta hiç düşmeyen bir gerilim var. Macera kusursuz. Glenn Meade bu türde ne kadar iyi olduğunu bir kez daha gösterdi. Mutlaka okumanızı öneririm.