Jülide Öklü
Alışık olduğu üzere; Monica McCarty'nin diğer kitapları gibi, bu kitap da yalayıp yutuldu ve bir süre "arthur, arthur" diye ortalarda gezinildi.Sonra zor da olsa gerçek dünyaya inildi :) İskoçya'yı seviyorum. Tarihini, pastorel güzelliğini, insanlarını, kahramanlık öykülerini...vb. Bütün bunların yazarın kalemi ve stiliyle birleşimini okumak da ayrı bir zevk. Kitapları gerçek olaylar üzerine kurgulu. Ayrıntıları dozunda veriyor. Okuyucunu hikayenin bir parçası olmasına yetecek kadar- ki bence bu önemli. Esas cesareti ve destanı yazan erkek kahramanlar olduğu için, yazarın bütün kadın kahramanları -tabiri caizse- yırtık. Ancak böyle farklılıkarını ortaya koyabiliyorlar, ve çoğunlukla erkek kahramanların başını belaya sokuyorlar. Kitaplarının ilk yarısı genelde yavaş ilerliyor. Süregelen savaşın gerginliği, kadın-erkek, soylu-asker farkları yüzünden ilk yarı genelde iç ses ve içsel hesaplaşmalar üzerine. Ama dediğim gibi yazarın kaleminin farkı burda. bunlar okuyucuyu sıkmıyor ve kitapların ikinci yarısı birinci yarısındaki durağınlığı affettirecek kadar hızlı. Yazarın bütün eserlerini okudum. Hepsi de bittikten sonra bile okuyucu da bir etki bırakıyor. Kesinlikle zaman kaybı değil.İyi eğlenceler...