gulgun7
İki Binyıl Çocuğu, uzun uykusundan yeni uyanmış Thorne ve dünyayı, ölümlüleri seven Marius'un karşılaşması; Marius'un öyküsünü anlatmasını sağlar. Eski Roma'da zorla dönüştürülen, ardından Mısır'a giden veorada hayatını ilk vampirler olan Kral ve Kraliçe'yi korumaya adayan Marius'un, Antakya'ya, yeniden Roma'ya, İstanbul'a, Floransa'ya, Venedik'e, Alpler'e, Almanya'ya, Ege adalarına uzanan öyküsü nefes kesicidir.

Hem ölümlülere hem başka vampirlere aşık olur Marius; ama "görevi" onu yanlızlığa iter zaman zaman. Güçleri arttıkça içine kapanır; sadece insanların arasında onlar gibi yaşadığı zaman yaşamı hisseder. Ama bu tehlikeli kumarı defalarca dert açacaktır başına. Gerçek dostları olur ve gerçek hayal kırıklıkları yaşar.

Lestat ile kısa bir süre karşılaşır; ama o da başına büyük bir dert açar. Nitekim Kraliçe uykusundan uyanınca onun da görevi bitmiştir ve inzivaya çekilir.

Eğer vampir romanlarını seviyorsanız, sabaha kadar okunacak bir öykü.