Arı Maya
Kitabın muhteşem bir dili var.
Ve konu da hemen insanı içine çekiyor.
Nazan Bekiroğluna hayranım. Onun gibi yazabilmek isterdim diyebileceğiniz bir yazar.

Kitap Osmanlı nın son dönemlerini dekor ve konu alarak, canını kurtarmak için ismini hiç tanımadığı bir isimle değiştiren bir adamla başlıyor.


"Çünkü duaydı isim , isimden sahibine hisse vardı"

"Bir ismi olmalıydı. Ve ben o ismi mutlaka hatırlıyor olmalıydım . Bu kadar aşina geliyorsa bana siyahlar içindeki bu kadın bütün ruhların bir araya toplandığı ezel meclisinde onun ismi benim kulağıma fısıldanmış olmalıydı.

Her şey gibi bu dünyadaki kelimeler de yetersizdi, biliyordum. Ama yine de şairin dahi acizlikten, anlatamamaktan , kalplerin dili olmadığından şikayet edip de gözyaşının bereketine sığındığı o suskunluk yerinde, en çok söylenenin ah a bitiştirilerek alev ateş infilak eden bir isim, tek isim, sevilenin ismi olduğunu bilerek. Gelecek ve geçecek bütün yangınlarımın teminatı olsun diye onun ismini bilmek istedim."

" Ne kaldı ki bozulmayan , dengesi alt üst olmayan . Olup biten hadiseleri bıkmadan ve usanmadan arka arkaya kaydeden Osmanlı tarihçileri bizim için bozuldu dediğinde sorulması gereken asli soru , neyin bozulmadan kaldığı oluyordu.