Yasemin Erkut
Kitapkurdu
Nabokov'un anılarını okurken, kendi deyimiyle "gönüllü göçmen" olarak anayurdundan ayrı yaşamak zorunda kalmış olması nedeniyle çocukluğunun şehri St. Petersburg ve kırsalına olan özlemini iliklerime kadar hissettim. Yanında götürebildiği tek şeyin anadili olduğunu ve dilini unutmamak için gösterdiği özeni anlatıyor.
Çok iyi yetiştirilmiş olan Nabokov, özel öğretmenleri ve onu seven geniş ailesiyle şanslı bir çocukluğu anlatıyor.
Avrupa'da geçirdiği yıllar, kelebek ve satranç hobileri, Cambridge'deki yılları.

İlk baskıda olmayan ailenin soyağacı kısmını sonraki baskıya eklemiş, bir tek onu atladım açıkçası. Ancak gerisini çok keyifle okudum.