"Okumak,bellegimizin icinde kucuk bir bahce yaratmaktan baska bir sey degildir.Her guzel kitap bu bahceye yeni bir nesne,bir cicek tarhi,bir minik yol veya yoruldugumuzda dinlenebilecegimiz bir bank ekler.Yillar yillari,okumalar okumalari kovaladikca bahce bir parka donusur ve parkta bir baskasiyla karsilasiveririz.Ayni bizimki gibi bir arkadas kesfederiz,ya da bir askla burun buruna geliriz,ya da en azindan ozellikle karanlik ve sikintili bir gunde biraz soluk alabilecegimiz bir yer olur burasi.Okumak bir gorev degildir,sonunda kim bilir hangi sifayi bulacagimizi umit ederek basimiza diktigimiz bir kadehtir.Okumak kendimize anilar ve heyecanlardan olusan kucuk bir hazine yaratmaktir ve bu hazine aslinda hic kimseninkiyle ayni olmasa da baskalariyla ortak noktalar bulmamiza yarar." Mathilda'ya,Afrikali bir dostuna yazdigi mektuplarda Tamaro oncelikle dostlugu,sevgiyi:daha sonra dogayi:en son planda da yazmak ve okumak eylemlerini kendi dusunceleriyle acikliyor.Gunden gune teknolojiyle yikilan,unutulan aliskanliklari:arka plana atilan duygulari yaziyor sayfa sayfa.Tekduzelige,kaliplara bas kaldiriyor.Gunumuzun degismeyen deger yargilarini sorguluyor ve bu konudaki fikrini:"Birini yargilamak istedigin zaman,once gokte uc ay degisene dek onun mokasenleriyle yurumelisin."diyen bir kizilderili atasozuyle acikliyor.