tubilak
Hani en sevdiğini en sona bırakırsın, işte ben de bu kitabı erteleye erteleye aldıktan çok uzun süre okuyabildim.Bir yandan okumaya kıyamayarak, bir yandan elimden bırakamayarak, çünkü; biliyordum bir daha uzun bir süre daha böyle bir kitaba rastlayamayacağım.Çok zengin, çok derin düşüne düşüne okuyacağınız, kelimelerin, cümlelerin altını çizeceğiniz, ama aynı zamanda da su gibi akıcı, daha ne diyim bilemiyorum.Bitireli kaç gün oldu hala kaçırdığım bazı ayrıntıları yeni farkediyorum.İsminin nar ağacı oluşu bile anlam yüklü, Nazan Hanım'ın daha sık yazmasını temenni etmekten başka bir şey kalmıyor geriye.Yalnız günlerdir hazmedemediğim bir husus var: aileyi yıkıp giden Azam bile kabul görüp telli duvaklı gelin olmayı hak ederken, Settarhan'ın mektuplarına dahi neden cevap verilmedi, öldürülmesini istediği Azamı telli duvaklı gelin eden Mirzahan oğlunun ardını neden bıraktı, anlayan varsa beri gelsin lütfen...