DaRaDuNgA
Kitapkurdu
İnsanları, özellikle de gazetecileri rahatlıkla ikiye ayırabilirim. "Jeffrey Archer'ın Dördüncü Güç'ünü okumuş olanlar ve okumamış olanlar" diye.. Romanda olay kurgusu tekniğinin büyük ustası olduğunu öyle bir ispat ediyor ki yazar, bu olayları işlerken zamane gündemini de ihmal etmeyerek ayrı zenginlikler kattığı romanı bir başyapıt haline getiriyor. Kaderin garip cilveleriyle şekillenen iki ayrı yaşamın gün gelip aynı noktada birleştiğini ve bu noktanın da 'ya hep, ya hiç' çizgisinde bulunan iki insanın temel direği olduğunu yalın bir anlatımla sunan Archer'ın romanını okuduğumda kafamdaki idealizm kurgusu ayrı bir şekil aldı.

Artık, ideallerimi gerçekleştirmem için onu istemem yeterliydi. Gerisi metod işiydi ve diğerleriyle aramdaki mahiyet farkıydı o kadar.

Soluk soluğa bir çırpıda okunacak ve özellikle de Richard Amrstrong ve Keith Townsend'in bir numara olmak yolundaki ölümcül mücadelesinin destansı kitabı.

Kitabın tek zayıf noktası ise -bence tek zayıf yanı- karakterlerin psikolojisine ve çevre şartlarına yeterince eğilmemiş olmasıydı. Gerçi "olay içerikli" bir romanda bunu da yapsaydı herhalde Victor Hugo'nun Sefiller'inin etkisini yaratırdı. Herşeye rağmen çok iyi bir eser.