Güngör Beker
London yanılmıyorsam San Fransisco Üniversitesi'ne akademisyen olarak girdikten sonra kendi projesi ve devlet desteği ile İlgiltere'ye gider.Amacı makinalaşmayla dünyanın üzerinde güneş batmayan tek ülkesi olan Birleşik krallığın o dönemde sınırlarının genişletilmesi ve yeni bina yapılsına izin verilmediği Londra varoşlarındaki hayatı anlatmaktır.Tarafsız olmak ve insanların da samimi duygularını anlamak için onlardan biri gibi giyinir bir oda kiralar ve her kaldırımında aç,hasır altına süpürülmüş,sefil,ahlaksızca yaşayan insanların dramını hiç de dramsal olmayan bir teknikle London'a yakışan -harbilikte- anlatır.İçinde pekçok gerçek öykü var.Hem emperyalizmin iç dünyasını hem de daha kötü bir "hayat olabilir mi"nin cavebını arayanlar için enfes bir kitap