Ümran Büyükdemir
"Bu mesleğe girdiğimde bir anlamda soyut olarak çalıştım, çünkü ona gereksinimim vardı, çünkü bu da gençlerin yapmak istediği, ötekiler gibi bir işti. Belki de benim gibi bir işçi çocuğuna göre özellikle güç bir işti. Sonra ölümleri görmek gerekti. Ölmeyi reddeden insanlar olduğunu bilir misiniz? Bir kadının ölüm anında "Asla!" diye haykırdığını hiç duydunuz mu? Ben duydum. Ve o zaman buna alışılamayacağını anladım. Gençtim ve nefretim dünyanın düzenine yönelmiş gibiydi. O zamandan bu yana, daha alçakgönüllü oldum. Yalnızca hâlâ ölmekte olanları görmeye alışamadım. (...) Ve son olarak, en büyük talihsizliklerde bile olsa, kimsenin kimseyi gerçekten düşünecek hâli kalmamıştı. Çünkü birisini gerçekten düşünmek; başka hiçbir şeyle, ne temizlik ne uçan sinek ne yemekler ne kaşıntılar, hiçbir şeyle ilgilenmeden onu her dakika düşünmektir. Ama sinekler ve kaşıntılar hep vardır. İşte bu nedenle yaşamak zordur. Onlar bunu iyi bilirler."