aneske
tam olarak hem öpüp hem anlatmak değil... geçmişte öptüğünü anlatmak bir nevi... yazarın seçimi anlatırken biyografiden yararlanmak...keyifli... amaçsız... güneşli bir gün, boş bi bank... hüzünsüz bir yalnızlık gibi... elinizde öp ve anlat...

henüz yaşarken bunu yapmak kaynaklı olsa gerek" biriyle konuşma fırsatımız ne kadar çoksa , onunla o kadar az konuşuruz gibi bir paradoks nasıl açıklanabilir ? "sorusunu soruyor Botton... kitap boyunca değil...kitabın bir yerinde bu cümle geçiyor... nedense içime Botton un diğer kitaplarının çok daha keyifli ve de sürükleyici olduğuna dair bi his uyandırdı öp ve anlat... lakin öp ve anlat ne uyandırdı diye sorulsa romantik komedi tadında ingiliz yapımı film cevabını veririm heralde...hugh grant in başrolde olduğu kesinkes...