asezgin
osmanlı devleti son dönemlerine ve haliyle çöküş dönemine ilişkin yazmış olduğu eserdir. tarih bilimi doğrultusunda değerlendirilemez zira kitap sanki tarih sevmeyenlere tarihi sevdirmek için hitap ediyormuş gibi, olayları roman ya da daha çok hikaye tarzında anlatmaktadır.

daha çok drama tarzıdır. gurur duymaktan daha çok ( ki neresi ile gururlanabilir ki) hayıflanarak ancak okunabilir. ordu yönetime el koymuş; ülkeyi iki üç tane paşanın hayallerinin doğrultusunda yönetmektedir. nedense düşününce çöküşün büyük dönemi ittihat ve terakki partisi mensup ve muhibi olan subayların sultan ikinci abdulhamiti tahtan indirmeleri ile başlar. ordunun siyasete bulaşması yetmiyormuş gibi tıpkı günümüzdeki laik ve demokratların kavgası benzeri bir kavganın merkezi olmuştur ancak ismi farklıdır kavganın; halaskaran ve zabitan.

esasında kitap; yukarda da değinildiği gibi duygulara hitap etmekten ziyade bizzat tarih bilimine hitap etseydi; ordu göreve diya çığıranlara gönderilirdi. ancak dediğim aslında kitap roman bile değil hikaye tarzında; resmi belgelerden daha çok gazete ve hatıratlardan beslenmektedir.

uzun lafın kısası; birinci dünya savaşı sonrası gerçekten de ingiltere ve müttefikleri savaştan önce koydukları hedefe ulaşmışlardır; osmanlıyı yıkmışlardır ancak buna en çok biz yani ittihat ve terakki partisi yardımcı olmuştur.

ya da kısaca üstad mehmet akif ersoyun dediği gibi; "tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?"