keif
Kitapkurdu
Alain Bosquet ile bu kadar geç tanışmış olmaktan hicap duydum. Bunun suçunu yayıncılarda mı aramalıyım sizce?
Kitabı seçerken özgür bir karakterin etrafında döndüğünü hissetmiştim. Önce romanın tarzı beni çarptı. Şimdiki zamandan geriye dönüşler, ancak çok ilginç; bir öteki ucundan, bir bu ucundan ortaya yaklaşmalar. Her ne ise edebiyatta bu tekniğin adı, çok hoşuma gitti. Derken bir kadını bu kadar iyi yazan yazar, kadın mıdır, erkek midir ikilemine düştüm. Yaptığım mini araştırma sonucunda yazarın erkek olduğunu (isminden anlamıştım ama) kesinleştirdim (fotoğrafını görünce). Kitabın adına ancak bir Japon sitesinde denk geldim. Yazarın çok geç döneminde yazılmış bir roman olduğuna hükmettim. Bu arada yazarın ikinci Ahmet Altan vakası olduğuna da hükmetmiştim. Bir kadını, kadın ağzı ve duyguları ile bu kadar ustaca anlatan kimdi? Meğer Yaşar Kemal'in de dostu olan değerli bir şair ve yazarmış. Üzüldüm bu kadar geç tanıdığıma. Şimdi bu lezzette bir kitap yazmış olan yazarın diğer kitaplarının da peşine düşerim artık.