Mevlüt DEMİRASLAN
İkibin yıllık bir sürede Kore'den Avrupa ortalarına, Sibirya'dan Hindistan'a ve Afrika'ya onlarca devlet kuran bir toplumu anlatmanın zorluğu kolayca anlaşılabilir. Türkler aynı anda bir kaç devlet kurarken, bazı devletlerde Arap, Moğol ve İran etkisini ayrırabilmekte çok zor oluyor. Yazar özellikle islamiyet öncesi dönemleri bildiğimizden biraz daha karmaşık ve belirsiz hale getiriyor. Oysa bu kadar belirsiz olmadığını biliyoruz. Belli bir tarih sırası gözetmediği için olaylar yer yer dönüşlerle anlatılınca önbilginin yetersiz olduğu zamanlarda konuyu takip etmek güç oluyor. Yazarın bazı konularda küçük çarpıtmalar yaptığı, Ermenilere daha duygusal baktığı, kürt vurgusunu önplana çıkardığı, Türkler dışındaki hiç bir topluma eleştirel bakmadığı, herşeye rağmen Türklerin barbar olduğu mesajını vermeye çalıştığı, eserde zaman zaman baskı hatasından kaynaklanan anlatım bozuklukları olduğu dikkat çekiyor. Türklerin sadece savaşan bir topluluk olmadığını bir kültürlerininde var olduğunu anlatsa da medeniyete katkıları üzerinde fazla durmuyor. Eserin güzel taraflarından biri daha çok Türklerin dili, kültürü, sosyal yapısı üzerinde ağırlıklı durmasıdır. Yazarın Türkleri çok çok iyi tanıdığı ve oldukça tarafsız olmaya çalıştığı, ama Fransız olduğunu da unutamadığı eklenmeli.