Marek
Perec'in bu ebatça ufak ve anlatımca sade kitabı, onun ne denli büyük bir yazar olduğunu üstüne basa basa gösterir. Bu kitap, onun Yaşam Kullanma Kılavuzu ya da Kayboluş gibi büyük veya sansasyon yaratmış kitaplarından değildir ama bu kitap bir toplumun köklü değişimini, daha işin başında ustaca kavrar ve sergiler. Tüketim toplumundan bahsediyorum. Şimdi gözeneklerimizin içine kadar girmiş olan tüketim toplumu çağı, altmışlarda doğmaya başlamış; yeni tüketim alışkanlıkları ve yaşam biçimleri, toplumun bu köklü değişiminde kendini göstermeye başlamıştı. Perec "Şeyler"de, 60'daki bu dönüşümü güçlü bir biçimde gözlemlemiş ve şeylerin (yani türlü türlü nesnelerin) yaşamları ve hayalleri işgal edişini, uslubuna yabancılaşmanın kokusunu yedirerek, Jerome ve Sylvie'nin küçük yaşamları, o yaşamın düşleri içinde vermiştir. Zaten kitabın alt başlığı da "Altmışlı yılların hikayesi"dir. Bizim içine doğduğumuz ama doğumunu bilmediğimiz tüketim toplumunun doğumunu, minimal olarak ve tüm temel çarpıcı yönleriyle görmek; ayrıca eşsiz bir George Perec okuması yapmak isteyenlere birebirdir bu kitap.