Fahriye Akgül
Evde kalmış sıradan bir ev kızının solup giden yaşam hikayesi. Evhamlı, her şeye yasak koyan bir anne. sorumsuz, kendi halinde bir ağabey. daima ezilen, bahçenin ötesine çıkamayan, hayatı tek bir pencereden seyreden ve öylece yaşlanan bir kız. Sayfa 160 ile 168 arasında yer alan mektup yüreğime dokunan tek yerdi. Onun dışında hep bir yerde bir şey olacak, kurgu derinleşecek diye beklerken aynı durağanlıkla bitti . Mahallenin dedikoducu kadınını dinliyormuş gibi hissetsem de yine de sevdim mücellayı; küçücük bir kız çocuğuyken de, utangaç bir ergenken ya da genç kız olduğunda da, hatta yaşlanıp mücella abladan mücella teyzeye dönüştüğünde de sevdim. ve hep umut ettim özendiği hayatlara belki ucundan kıyısından yanaşabilir diye…