Adem Artan
Kaşif
NATO'ya girmemizle, ama özellikle 28 Şubat süreciyle başlayan kitap son birbuçuk yılda dönen dolaplara, açığa çıkartılan çetelerin perde arkasına ışık tutuyor. Kitapta Türkiye'nin tehdit değerlendirmelerini bu zamana kadar hep üyesi olduğu ittifakların, dolayısıyla ittifak ülkelerinin belirlediği, bunun güvenliksiz bir güvenlik veya başka bir ifadeyle halk için güvenlik değil de halka karşı güvenlik anlayışı doğurduğu ifade ediliyor. En az bunun kadar önemli olan başka bir husus ise devlet içinde veya dışında hukuk dışı, yani denetimden yoksun her türlü kurumun bir müddet sonra yabancı istihbarat güçlerinin sızdığı, sızacağı potansiyel alanlar olduğu bilgisi çok hayati.
Kitapta bu alanda yaşanan asker-sivil ayrımına, karmaşasına bir an önce son verilmesi gerektiği ve ülkemizin güvenlik ihtiyacının bu ikisi arasındaki ilişkiye, yardımlaşmaya bağlı olduğunu ifade eden Sayın Orakoğlu, bu hususta devletin milletiyle barışması gerektiğine de sıkça atıfta bulunuyor.
Türkiye'nin son on yılına demek iddialı olabilir; ama son birbuçuk yılı için bu kitap okunmalı. Heyecan ve sürekliliği de cabası.