Mevlüt DEMİRASLAN
Dallas ile Gece Yarısı Ekspresi karışımı bir roman. Türkler ve Mustafa ne kadar geçmişinden kaçarsa kaçsın o geçmiş hep karşısına çıkıyor. Türklere bakışı ırkçılıktan öteye gitmeyen diasporalılar ise biz size ne yaptık yerine hep siz yaptınız mantığını aşamıyor. Türk tiplemeleri arasında normal birilerine rastlamak neredeyse imkansız. Romanın en dikkatimi eken ve katıldığım yanı Türkler tarihine ne kadar uzak ise Ermenilerde o kadar fazla, hatta saplantı boyutunda tarihte yaşıyorlar. (sadece 1915 değil) İki taraf arasında bugün olduğu gibi romandada sağırlar diayloğu var. Ben bu romanı okuyan ve bu romanla Türkleri tanıyan bir yabancı olmak istemezdim. Çünkü daha sonra hiçbir güç bana Türkleri sempatik gösteremezdi. İddialıyım ki 2015 yılında yeni bir nobel edebiyat ödülü bizi bekliyor. Diaspora bu hizmeti karşılıksız bırakmayacaktır çünkü kendisi bile böyle bir roman yazamazdı.
Ayrıca yazarın çok iyi bir ön çalışma ve araştırma yaptığını, cinleri iyi tanıdığını, islamı kitapta amacı doğrultusunda çok iyi kullandığını (islam aleyhinde olduğunu düşünmüyorum) ve bu daaya gerçekten inandığını söyleyebilirim. Zaman zaman roman olmaktan çıkarak tarih kitabı olmaya çalışıyor. Kendini Türk olarak gören her insanın bu kitabı okumasını ve yeni kuşak Türkler tarafından dünyada oluşturulan imajımız üzerine düşünmesini isterim. Kitapta mahkemelik olacak bir şey göremiyorum. Bunun sadece iyi organize edilmiş dünya çapında bir reklam kampanyası olduğuna inanıyorum.