Selime Kutanis karakaş
‘Râbia:Bir Kadın Sûfi’, Râbiatü’l-Adeviyye’yi konu edinmekle beraber daha geniş bir çerçevede islamın doğuşundan itibaren kadın, kadın sufi-veliler, kadın velilerin konumu, tasavvufun gelişimi konularını da ele almış.

Kitaba başlarken taradığı geniş literatürden bahsetmiş, bu kaynaklarda nasıl ele alındığı, paralellikleri, farklı olduğu noktalar, yazarların tutumları hakkında eleştiri ve kritikler yer alıyor.İşleyiş tarzı olarakta girişin devamında hz.Râbia hakkında ittifakla anlatılan ve genel portreye uyan olaylar konulara ayrılarak anlatılmış.Tüm bunlar benimde hoşuma giden taraflardı.

Yer yer yazarın konuları işlerken Hıristiyan din adamlarının bu konulardaki düşünceleri, kimi yaklaşımlar üzerine kendi azizleri gibi düşündüklerine şeklindeki işaretler, sufilerin ulaşamayacağını düşündüğü noktalara vardırmalar dikkat çekiciydi.Bu İslam’ı kendi orjinalliği içinde değerlendiremeyişi kitabın en itici yanlarından biriydi.Diğeri de İslam’da kadın başlığı altındaki bölümdü.Ciddi anlamda yazarın bu bölümde çuvalladığını söyleyebiliriz.Öylesi dar çerçeveli bakış açısına ve kısır bilgiye bu kadar deyip geçiyoruz.