Murat Kara
Geçmişimizde zirve olmuş kişilerin hayatlarını farklı bir zaviyeden ele almış. Her birisi bir başka yönden hakikate ulaşmaya çalışıyorlar / ulaşmışlar.
Öz'de ise, her birisi aşk yolunun farklı maceralarına rastlamakta.
Kimi dosdoğru odun getiriyor, kimi ilmin peşinde diyar diyar dolaşıyor (İmam-ı Gazali ve diğerleri).. Her biri hakikatin peşinde ve her biri hakikati kendi gönüllerinde taşıyorlar. Ama şuan benim de söylediğim gibi söylemekle hakikat bilinmiyor. Bizzat yaşamak gerekiyor.
Kitabda yer alan ilginç bilgilerden birisi de; Yunus Emre'nin Hacı Bektaş-ı Veli'ye mürid olacağı esnada, (başkasına) Tapduk Emre'ye göndermesi. Bir süre sonra Yunus Emre'nin geri dönüp, Hacı Bektaş-ı Veli'nin eşiğinde durması, ve Hacı Bektaş-ı Veli'nin "Kimdir o" sorusunu soran kişi olması.. Bu olayın faillerinden birisinin Yunus Emre iken diğerinin Tapduk Emre olduğu bilgisi mevcuttu.
Nice hakikat yolcusunun hakikate ulaşmanın "hiç"likten geçtiğini görmek mümkün. Benlikten vazgeçip O'nunla varolmak, dünyadan vazgeçip "hiç" olmak.