celest
Bu kitabın benim üzerimde ilginç bir etkisi vardır. İlk aldığımda ne zaman okumaya yeltensem bir takım terslikler oldu ve devamını getiremedim. Ve her seferinde baştan başlayarak tekrar tekrar denemelerde bulundum. Bu aksilikler o kadar canımı sıktı ki kitaptan da "uğursuz mudur nedir" diye şüphelenmedim desem yalandır. Neyse sonunda inadım tuttu ve bir çırpıda bitiriverdim. Romanı aslında ikiye ayırabiliriz. Birinci bölüm (hani benim defalarca okumak zorunda kaldığım) yaşlı bir adamın kendisine yıllarca hayat arkadaşlığı yapmış eşini kaybetme hikayesi ve bundan sonra yaşadığı amaçsızlık ve bunalım üzerine kurulmuş. Daha sonra ona bu acısını unutturan uykusuzluk illeti ile tanışıyor. İşte bundan sonra ise metafiziğin doruklarına varılan ikinci bölüm başlıyor. İnanılmaz bir hikaye ve anlatımdan sonra final. King'in son romanlarında hep yaptığı ufak romanlar arası geçişin ilk sinyalleri ise burada veriliyor. Yani bu romanın yayınlandığı yıllarda özlemle beklenen "Yeni Kara Kule cildi" için ufak bir göz kırpması. Roland bize bir görünüyor ve bekleyin geleceğim diyor sanki. (Ve gerçekten de bir süre sonra Yeni bir cilt yayınlanmıştı) Bir diğer göz kırpma olayı ise Ralph'in yer altında cüce doktorun izini sürerken bulduğu nişan yüzüğü olayı sırasında yaşanıyor. Burada ise Tolkien'e ve Yüzüklerin efendisine bir atıf var. Tüm bu ipuçları bile eminim ki bu kitabın alınıp okunması için yeterlidir. İlk kez okuyacaklar için söylüyorum birinci bölümde gözünüzü kapatın ve bu iç karartıcı hikayenin ileri olacak olaylar için olmazsa olmaz bir anlatım olduğunu unutmayın.