Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, Deniz Gemiş'i çocukluğundan başlayarak, yaptığı eylemler ve idamına kadar geçen süreci, olaylara tanık olanların beyanlarından ve belgelerden yola çıkarak işlemiş. Kitabı hüzünle okudum. Deniz Gezmiş ve arkadaşılarının yaptıklarının çocukça olduğunu görüyor okuyucu kitabı okudunda. Ve bu çocuklukları ciddiye alarak onları hayatlarının baharında idama gönderen vicdansız vicdanlar.
Deniz Gezmiş'in yargılanması sırasında yaptığı savunmalardan dikkat çeken cümleleri aşağıya alıyorum. Buradaki ifadeler bile masumiyetin ve çocukluğun ifadesi.
"...İddianame kelle istemek amacıyla hazırlanmıştır, yapılan tahliller yanlıştır. Korku gaglet, kurnazlık ve ihtiras içinde bulunanlardan bizleri kasdediyorsa bu doğru değildir."
"...Osmanlı imparatorluğunun yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi kurtuluş savaşına iştirak etmiştir. O sırada İstanbul'da bulunanlar da, bunlara eşkiya demişti"
"...Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız, Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız, ta ki 38 yurt sever subay çıkıp onları devirene kadar."
"...1920'lerde İstanbul'da karakol teşkilatı M. Gurubu hangi amaçla İngilizlere ve Osmanlı polisine kurşun sıktıysa, biz de o amaçla polislere kurşun sıktık. Mesefa çok yakındı, 2 metre kadardı, isteseydik onları rahatça öldürebilirdik."
"...Biz Türkiye İş Bankası Emek Şubesindeki 124.000 liraya el koyduk, bunu kendi şahsımız için almadık. Fakat kendi şahsı için 30 milyon lira çalanlar ellerini sallayarak ortada dolaşmaktadır."
"...Nerede Türkiye halkını sömüren, halkın zararına çalışan müessese varsa, altında iş bankası vardır."
"...Birinci Kurtuluş Savaşı sırasında, Kuva-i milliyeciler, İzmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırıp 50 bin altın almışlardır ve civardaki paralara el koymuşlardır. Biz de bunu yapmakla en az onlar kadar haklıyız."
"...Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararlarında ve Misak-ı Milli'de şu vardır. Misak-ı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. Bunlar Türk ve Kürt Kavimleridir. Birinci TBMM kararı da böyledir. Türkiye'de iki kardeş kavmin ve unsurun yaşadığını kabul etmektedir. Bunu kabul etmek bölücülük değildir. Bölücü olarak kabul edildiği taktirde TBMM'yi ve Mustafa Kemal'i de bölücü olarak kabul etmek gerekir.Bu iki kardeş unsur Birinci Kurtuluş savaşını birlikte başarmışlardır. Bu ikisine birden biz Türkiye haklkı diyoruz. İkinci kurtuluş savaşını da birlikte başaracaklardır. Asıl bölücüler bu gerçeği kabul etmeyenlerdir."
"...Ayrıca milli bütünlüğe karşı çıkmakla suçlanıyoruz. 101 tane Amerikan üssünün bulunduğu ülkede, bizim milli bütünlüğü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır."