samuelboils
Mütareke zamanı...İstanbul işgal altında...İttihatçılar için kaçıp saklanma dönemi...Savaştan yeni gelmiş bir subay...İttihatçı...Korku içinde.Yaşadığı bir olayın etkisiyle İstanbul'dan ayrılıp Bandırma'ya,oradan da İzmir'e gitmek zorunda kalır...Ve burada kendini yeni bir savaşın içinde bulur.Yorgundur ve istemeyerek de olsa bu savaşa katılmak gerektiğine karar verir.Egede kurtuluş savaşı'nın ilk hareklerinin içinde yer alır.Hala yorgundur ama artık yorgunluğunu bir kenara bırakıp işe koyulmak gerektiğini anlar.
Yıllarca bize öğreilen Kurtuluş Savaşıyla ilgili kahramanlık ve fedakarlık destanlarının aksine savaşla,maddi kayıpla,yıkımla karşı karşıya kalan çaresiz insanların kendilerini ve ailelerini koruma adına asıl yapmaları gereken şeyleri yapmayıp fıtratları gereği otosavunmaya geçerek sadece kendini düşünen insanlara dönüşebileceklerini anlatan,kısacası bazı tabuları yıkan bir kitap.Kemal Tahirin muhteşem anlatımı ile baştan sona ilgi ve hayretle okunacak bir kitap.
Bende değişik tesirleri oldu kitabın.Yıllarca düşünüp de çekindiğim için söyleyemediğim bazı düşüncelerimi edebi bir dille anlatan bir kitap bulduğum için sevindim.Bir savaş ortamında insanların gircekleri değişik haller olacağını ve bunun olumsuz bazı sonuçları olacağını düşünüyordum.Kurtuluş savaşının da bu tür bir psikolojik atmosferi olacağı aşikar.Fakat bunu söylemek ve Kurtuluş Savaşını görmezden gelmek saygısıklık olur kanaatindeyim.
Velhasıl Yorgun Savaşçı Kemal Tahir gibi düşünmeyenler için bile onun o güzel ve akıcı üslubu için okunması gereken bir kitap.