Selin Arslanoğulları
Derin bir kavrama yeteneğine sahip Prens Myshkin'in BUDALALIK derecesinde saflık ve iyilik dolu hikayesini bize anlatan Dostoyevski'nin en önemli romanlarından biridir Budala. Mükemmel bir hristiyan olan kahramanımızın, saflığından kaynaklanan davranışlarının çevresindeki hiçkimseye bir yararı dokunmaz. Romanımızın kadın kahramanı Nastasya Filippovna da prensimizin, kuvvetli zekasına rağmen aşırı saflığından kaynaklanan davranışlarının sonuçlarının bir kurbanıdır. Şu ana kadar yazılmış en önemli psikolojik romanlardan biridir budala. Hele bir de halen aşırı iyiliğin ve saflığın aptallık, budalalık olarak görüldüğü bir zamanda olduğumuzu düşünürsek Dostoyevski'nin 19. yy'ın ortalarında yazmış olduğu bu romandan, zaman ne kadar değişse de insanlar hiç değişmiyor, şeklinde bir ders de çıkarmamız mümkün olabilir belki.
Tıpkı Dostoyevski'nin kendisi gibi epilepsi hastası olan baş kahramanımızın karakterinin özünü keşfettikçe, bir yandan onu ne kadar sempatik bulsanız da, BUDALA diye adlandırmaktan siz de kendinizi alıkoyamayacaksınız.