Çar-ha-cı isimli arkadaşım! Yaptığınız yorumdan divan şiirinin dünyasına yeni yeni giriş yaptığınız hatta temel mazmunlardan hiç haberdar olmadığınız anlaşılıyor. Sadece Kanuni değil tüm divan şairleri sevgilinin evini mübarek buldukları için Kabe'ye benzetir. Zahidleri eleştirme bütün divan şairlerinde vardır. Burada zahidden kasıt duygusuz, ham sofudur. Şairler ben rindim, ben aşkla coşmulum o ise hissiz biri demek istiyorlar. 4. suçlamanızı ilahî aşkla nasıl te'vil edemediniz anlayamıyorum. Sevgilinin saçına gelince: Sevgilinin saçı ne renktir?Siyah. İşte o yüzden karalığıyla kafire benzer. Yani kafir gibi karadır. Ayrıca aşıkların gönlünü parçaladığı için zalimliği yönüyle de kafire benzer. Bunlar mazmundur, değişmez. Değiştirdiğiniz zaman bu gelenek şiirinin kurallarına uymamış olursunuz. Sevgilinin kaşının mihrap, evinin Kabe'ye benzetilmesi de mazmundur. Ama sizin mazmundan bile haberiniz yokken nasıl oluyor da bir divan şairini hemen tenkit etmeye kalkıyorsunuz. Bunun için biraz divan şiiri okumanız gerek. Eğer okursanız her divan şairinde buna benzer hatta daha ileri derecede benzetmelerin olduğunu göreceksiniz. Bunlar şiirin kalıplaşmış ifadeleridir. Siz hiçbir birikiminiz olmadan ilk okuduğunuz şaire ithamda bulunursanız koskoca Osmanlı'da bütün şairleri putperest ilan etmek gibi sapıkça bir sonuca ulaşırsınız. Acaba hangimiz Şeyhülislam İbn Kemal, Şeyhülislam Ebussuud Efendi, Şeyhülislam Yahya Efendi, Şeyh Galib, Şeyh Neşati Ahmet Dede kadar dindarız. Bunların hepsi de bahsettiğiniz mazmunlardan faydalanmışlar, bunları söyleyişine araç yapmışlardır. Bu 6 asır süren güçlü bir gelenektir. Mesela şeyhülislam şairler şaraptan da bahseder. Ama şarap aşkın, rindliğin, coşkunluğun başka bir ifadesidir. Böyle anlamaz da tüm şeyhülislamları şarapçı ilan ederseniz büyük bir cehalete düşersiniz. Onun için bir divan şairini tenkit etmeden önce biraz bu şiirin dünyasına girin. Unutmayın, en büyük cahil bilmeyen ama bildiğini sanandır.