kızıl ada
Hasan Ali Toptaş’ın tarzında empresyonizmin yansımalarını buluyorum ben. Akla yatkın bir kurguyu gerçeğine sadık kalarak resmetmek yerine, bir imge yağmuruyla yer yer renklendiriyor hikâyesini. Geri kalanını ise efsunlu bir sisle örüyor. Sanki eylemleri, nesneleri bir sepete doldurup başınızdan aşağıya döküyor yazar, uçuşan sözcükleri yakalayıp birleştirmek de size kalıyor.
Bin Hüzünlü Haz’ın “ne” anlattığını söylemek zor. Daha çok size hissettirdikleri ve gözünüzün önüne getirdikleri kalıyor aklınızda. Şiirle masal arası, büyülü bir tat bırakan roman, edebiyat serüveninde palazlananlar için zevkli ve farklı bir okuma vadediyor; ama her okurun seveceği tarz bir kitap olmadığını da not düşmekte fayda var.