kızıl ada
“Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır.” Kahramanının neden bir ismi olmadığını romanının içinde böyle açıklıyor Yusuf Atılgan.
“Aylak Adam”, sade dili ve sürükleyici kurgusuyla bir oturuşta okunulup bitirilebilecek bir roman. Yusuf Atılgan’ın yer yer insanda altını çizme ihtiyacı uyandıran güçlü tespitleri kitabı okunmaya değer kılmaya yetiyor. Ancak abartıldığı kadar özel bir şey göremedim ben kitapta. “Tabuları yıkmak”, “farklı olmak” ana teması ekseninde dönüyor kitap; ama bana kalırsa Aylak Adam hiç de öyle tabuları yıkan, sisteme kafa tutan bir “kahraman” değil. Çalışmıyor; ama babadan kalma parası sayesinde çalışmadığı halde hayatını lüks içinde sürdürebiliyor. Sözgelimi sistemi reddettiği için sürünmek pahasına çalışmayı reddetseydi, o zaman bir “kahraman” olabilirdi; o zaman aylaklığının bir felsefesi olurdu, ama o sadece şanslı bir mirasyedi.
Yine de tüm vaktini “o”nu aramaya adamış ve sokakta gördüğü bir kadının peşine kapılıp gidebilen bu adamın sevimli bir tarafı olduğunu itiraf etmek lazım. Öyle veya böyle, okunmaya değer bir roman.