Durun da ağlayalım anıp yâri diyârı Dahûl Havmel arası o kıvrımlı kumsalı İmruu’l-Kays *** Kavuşmak mümkün değil artık kes ümidini En kötüsü kavuşup terk etmektir yârini Lebîd b. Rabia *** Ben seni andım kargı yağarken üzerime Kılıçlar damla damla akıtırken kanımı Antere b. Şeddâd
Cahiliye dönemi Arapları için şiir, hem bir övünç kaynağı hem de dilin en yüksek ifadesiydi. Bu şiirlerin en seçkinleri olan muallakalar yüzyıllar boyunca dilden dile dolaştı. Rivayete göre Kâbe duvarına asıldılar, sonra derlenip şerh edildiler. Bugün de klasik Arap şiirinin temel metinleri arasında sayılıyorlar. Çölün Dehası, İmruu’l-Kays, Tarafa, Zuheyr, Lebîd, Amr b. Kulsûm, Hâris b. Hillize, Antere, Nâbiğa, Â’şâ ve Abîd b. el-Abras’ın muallakalarını Türkçeye aktaran bir çeviri denemesidir. Çeviride şiirlerin anlamının yanında biçimi ve sesi de gözetilmiştir. Kasideler hece ölçüsüyle çevrilmiş, kafiye ve ses uyumu korunmaya çalışılmıştır. Biçim ile anlamın çatıştığı yerlerde anlam esas alınmıştır. Her muallakanın önünde, şairin hayatını ve şiirin yazıldığı ortamı anlatan kısa bir giriş yer alıyor. Böylece çölün, kabile hayatının, aşkın, savaşın ve yurt hasretinin dile geldiği bu şiirler bağlamlarıyla birlikte okunabilir. Muallakaları Türkçede ölçülü ve kafiyeli bir şiir olarak okutmayı amaçlayan bu çalışma, bu alandaki ilk denemeler arasında yer alıyor. Mehmet Şayir’in şiire olan yakınlığı ve uzun çeviri tecrübesi, metne hem aslına bağlı hem de Türkçede şiir olarak okunabilen bir ses kazandırıyor.