Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Alara Can Tarafından Yapılan Yorumlar

02.01.2025

Öncelikle İhsan Oktay Anar'ın diline bayılıyorum.Eski kelimeler masal hissi uyandırıyor. Kitap Yafes Çelebi,onun çırağı Calut ve onun da çırağı Üzeyir'i anlatıyor.Bu karakterler,hiyel,yani mekaniğe gönül vermiş kişiler.Felsefe mezunu yazarımızın,kitapta yaptığı makine çizimlerine hayran kaldım.Rahatsız olduğum tek şey, Calut'un cinselliğinden çok fazla bahsedilmesiydi.Oysa yazarın baktığı pencereyi anlayınca onu da kanıksadım. Şu alıntıyı da bırakarak,kitabı tavsiye ediyorum:"Güçlüler mertçe döğüşüp adam öldürürler,güçsüzler ise korkakça pusu kurup cinayet işlerlerdi.İnsanların akıllı ya da cahil olmaları da onları zalimlikten alıkoyamazdı.Zeki olanlar menfaatlerini bildikleri için para uğruna cinayet işlerlerken,cahiller ise cahil oldukları,yani düşünsel bir macera yaşamaya güçleri yetmediğinden,zihinlerindeki boşluğu,ne olduğunu bile tam olarak bilmedikleri bir dava ile kapatırlardı.Böylece onlar, akıllılar gibi para uğruna değil,inandıkları dava için kan dökerlerdi."
02.12.2024

Youngju isimli baş karakterimiz, hayatının sıkıntılı bir dönemindeyken en sevdiği şey olan kitaplara sığınır ve hayalini gerçekleştirerek kitabevi açar. Başlarda kendi ruh halinden dolayı müşteri çekemese de, günden güne yaralarını sardıkça kitabevinin de yükselişini okuruz. Youngju'nun kendini ve kitabevini geliştirmek için bulduğu fikirleri, etrafındaki insanlarla birbirlerine olan katkılarını keyifle okudum. Kahvenin tarihçesi, çekirdeklerin özellikleri, işleniş süreci gibi faydalı bilgiler de öğreniyorsunuz. Günümüzün o "hırslı" ve "başarı odaklı" dünyasına karşın, "kendi huzurlarını tercih etme cesaretini gösteren" insanları okumak bana çok iyi geldi. Roman 10-20 sayfalık bölümler halinde. Her bölümde başka bir faydalı diyalog bulunuyor. Beklentiyi çok yüksek tutmamak lazım ama göründüğünden daha derin bir kitap olduğunu da kesinlikle söylemeliyim. Bence ağır okumalardan yorulduğunuz zaman mutlaka bir şans verin, illa kendinizden bir şey bulursunuz.
03.11.2024

Cambridge Üniversitesi'nde akademisyen olan Helen Macdonald,babasını aniden kaybeder.Küçükken babasıyla saatlerce sabrederek yaptıkları atmaca gözlemlerini sevgiyle hatırlar ve kendine atmacanın bir türü olan çakır kuşu edinir.T.H. White'ın"The Goshawk" (Çakır Kuşu) kitabı küçüklükten beri defalarca okuduğu bir başucu kitabıdır.Kitap boyunca babasının ölümünden duyduğu üzüntüyü, çakırı eğitme sürecini ve White'ın kitabında anlattıklarını okuruz.Yasla ilgili kısımlar genelde bölüm sonlarında vurucu bir paragraf halinde.Gözlerinizin dolmasına neden olabiliyor.Çakırın her bir duygusunu öyle güzel betimliyor ki yırtıcı bir hayvan olmasına rağmen içiniz ısınıyor.Aynı zamanda kişinin psikolojisinin yetiştirdiği hayvana etkisini de görmüş oluyorsunuz.Bu kısımları keyifle okudum ama White'ın kuşunun anlatıldığı kısımları bir türlü sevemedim.Oraları bitsin diye okudum.Sonunda verdiği ders çok güzeldi.Gönül rahatlığıyla herkese tavsiye edebileceğim bir kitap değil ama yine de denemeye değer.
15.09.2024

"Bebiaçemi'ye (Ninem) söyle, bale yapamayacağım artık, bacaklarımı hissetmiyorum."

Kitap,Gürcü bir bakıcının çatıdan düşme sahnesiyle açılıyor. Yukarıdaki satırları okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu.Kitap boyunca kadın karakterimizin aklından geçenleri okuyoruz. Türkiye'ye neden ve nasıl geldiğinden, aile tarihindeki acılardan, o acıların bugünkü davranışlarını nasıl etkilediğinden bahsediyor.Ama kitabın en vurucu kısmı bence, çatıdan düşmesi değil, neden düştüğü.Türkiye'ye geldikten sonra yaşadığı ötekileşmeyi anlatıyor.Birisi olarak kabul edilebilmen için birilerinden mi olmak gerekiyor? Buralarda bir soru var, kimlerdensin? Ben hiç kimselerdenim." Kitap bana Seray Şahiner'in Antabus kitabını, Patricia Engel'in Sınırsız Ülke kitabını da hatırlattı.Kitabın ismini de kitaba çok yakıştırdığımı söylemeliyim. Sadece çatıdan düşen karakterin hayata son bakışı değil, kitapta başka da son bakışlar var.Onları bulmak da okuyucuya kalıyor.Bu güzel kitabı herkese tavsiye ediyorum.
13.04.2024

Olayı daha kitabın ilk sayfasından biliyorsunuz ve diğer insanların bu duruma tepkilerini okuyorsunuz. Bu açıdan bana Marquez'in Kırmızı Pazartesi kitabını hatırlattı. Aynı zamanda kahramanımızın süreç boyunca değişen psikolojisini, düşüncelerini okuyorsunuz. İçsel konuları anlattığı halde gayet akıcı ve keyifliydi. Herkese tavsiye ederim.