Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Zahide Akkuş Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın büyüdüğü mahalleye dair anıları, gerçek ile kurgu arasında gidip gelen bir anlatımla bu kitapta karşımıza çıkıyor. Kitabın başında bir karakter listesi oluştursanız, farklı öykülerde aynı isimlerle karşılaştıkça bu hikâyelerin bütünüyle gerçek olduğuna inanabilirsiniz. Ancak bazı isimlere kaynaklarda rastlanmaması, anlatının içinde güçlü bir kurgu damarı da olduğunu hissettiriyor.
Gerçek ya da kurgu… Hangisi ağır basarsa bassın, ortaya çıkan öyküler son derece sıcak, samimi ve etkileyici. Adeta bir Yeşilçam filminden sahneler izliyormuş hissi uyandıran bu anlatımda, doğal insanlar, tanıdık hayatlar ve içten diyaloglar ön planda. Kitabı okurken, görmüş geçirmiş, anılarla dolu biriyle sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz ve kendinizi öykülerin akışına bırakıyorsunuz. Bu benim yazarla ilk tanışmam değil; ancak eğer bu kitapla tanışmış olsaydım, yazarın yerini zihnimde çok daha yukarıya koyardım.
Ailesinin servetini gençliğinde har vurup harman savuran, kaybedecek hiçbir şeyi kalmayınca yıllardır gözünün görmediği, gönlünün kıymetini bilmediği ailesinin yanına dönen bir adamın hikâyesi. Acılar, hastalıklar, zorluklar, tüm gücüyle çalışmalar, ölüm, ölüm ve ölüm... Her ne olursa olsun vazgeçmeyen bir eş, zorluklara rağmen hayata tutunan insanların ders veren hikâyesi akıcı bir dille anlatılmış.
Hiçbir şeyi önemsemeyen; güneşin parlaklığından ve yakıcı sıcağından tanık olduğu iyi-kötü tüm olaylardan daha fazla etkilenen Meursault’nun öyküsünü okurken, onun her şeye karşı kayıtsızlığı, her şeye yabancı oluşu şaşırtıcı, hatta zaman zaman sinir bozucu bir hâl alıyor. Bu “hiçbir şeyin anlamı olmadığı” düşüncesinin Albert Camus’nun saçma (absürd) felsefesine dayandığını öğrenmek, hem kitabın hem de karakterin anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Ancak her şeyin anlamsız olduğu fikri bana oldukça sıkıcı geldi; siz de kitabı okuyarak bu felsefeye dair kendi değerlendirmenizi yapabilirsiniz.
Kısa bir kitap, karakterin umursamazlığı dışında akıcı ilerleyen bir kitap.
Melisa Kesmez 'in okuduğum ikinci kitabı. Duyguların farkındalığı, benzetimi, anlatımı ne kadar duru ne kadar derin, hem sıradan hem olağanüstü. Hepimizin aşina olduğu duygular öyle güzel anlatılmış ki duygular bir şekil almış. Uzun betimlemeler yok, nokta atışı ifadeler var. Ömrünü hep bulunduğu yere alışmak ve oraya uyum sağlamak ile geçirmiş bir orta yaş kadını, en acı günlerinin ardından tekrar çiçekleniyor, hayata tutunuyor ama ne tutunma...
Bir solukta okunacak küllerinden doğma öyküsü...
Keyifli okumalar.
Amerikalı bir Yahudi olan yazar, Avrupa'ya gitmek isterken bir hahamın yanına gönderilir ve orada yedi yıl boyunca Filistinli insanların acılarına, dramlarına, İsrail'in zulmüne şahit olur.
Şahit olduklarını, matematik ve fizik dahisi olan Ahmet Hamid'in hayatını anlattığı bu romanda anlatıyor. Her türlü müsamahadan, fırsattan uzak; zorluklarla mücadele eden insanların hayata tutunuşu, kimilerinin kendini kurtarışı, kimilerinin kurtaramayıp şehit olmayı seçişi çok güzel anlatılmış. Yalnızca bir dram kitabı olmanın dışında, bir çocuğun yükselişi, düşman ırklardan insanların dostluğu, kültürel değişimler de güzel bir dille anlatılmış.
Akıcı bir dil, sürükleyici bir anlatım. Kesinlikle okumalısınız.