Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Serpil Kılıç Tarafından Yapılan Yorumlar

16.02.2026

Köpek, kendini sıradan bir ev hayvanı olarak görmez; bir “şahsiyet” sahibi olduğunu vurgular. İnsanlara bağlıdır ama boyun eğmez. Sahibiyle olan ilişkisi, aslında insanın otorite ve sevgi anlayışının bir yansımasıdır. Márai bu eserinde: Gerçek sadakatin kör itaate eşit olmadığını anlatır.
Köpeğin onuruna düşkünlüğü, aslında insanın kendi kimliğini koruma mücadelesinin sembolüdür.

anlatır.
05.02.2026

“Merhamet”i okurken anladım ki bazı yaralar bağırmaz, sadece sessizce şekil değiştirir. Toni Morrison, 17. yüzyılın sert toprağında birkaç insanın hikâyesini anlatırken aslında bir dünyanın nasıl kurulduğunu gösteriyor. Florens’in sevgiye tutunma çabası, annesinin onu bırakırken içinden kopan sessiz fırtına… Hepsi şunu düşündürüyor: Merhamet gerçekten kurtarmak mıdır, yoksa bazen vazgeçmek mi?

Bu kitapta kimse bütünüyle masum değil, kimse bütünüyle suçlu değil. Güç, korku ve ait olma ihtiyacı birbirine dolanmış durumda. Morrison’un dili ise cam gibi; berrak ama keskin. Okudukça insanın kalbine küçük çizikler atıyor.

“Merhamet” bana şunu bıraktı: "Sevgi her zaman özgürleştirmez. Bazen zinciri yumuşatır sadece. Ve bazı anneler çocuklarını bırakırken değil, tam da o anda en büyük sevgiyi gösterir.”
02.02.2026

konu güçlü ama anlatım dili herkes için yeterince derin ya da şaşırtıcı değil, işleniş beklentiyi karşılamıyor Dil giderek daralıyor okur Esme’nin sıkışmışlığını hissediyor. Trajedi doğal değil, biraz “hesaplı” gibi duruyor, çok kitap okuyanlar için sonu tahmin edilebilir.
16.01.2026

Faulkner bu romanda “ne oldu?” sorusundan çok, “olanı nasıl anlatıyoruz ve neden çarpıtıyoruz?” sorusunu merkezine alır. Roman, Thomas Sutpen’ın yükselişi ve yıkılışı etrafında şekillenir. Ancak hikâye düz bir anlatıyla ilerlemez; Quentin Compson, Rosa Coldfield, Mr. Compson ve Shreve gibi anlatıcıların parçalı, tekrar eden ve çelişen anlatılarıyla kurulur. Okur, gerçeğe hiçbir zaman tam olarak ulaşamaz; yalnızca anlatıların bıraktığı izleri takip eder. Faulkner’ın dili yoğun, dolambaçlı ve nefes kesicidir. Uzun cümleler, iç içe geçmiş zamanlar ve bilinç akışı tekniği, romanı zorlayıcı ama derin kılıyor.
16.01.2026

Romanın en güçlü yanı, çocuk anlatıcının diliyle kurulan samimiyettir. Momo’nun saf ama derin bakışı, “onca yoksulluk varken” hayatta kalmanın sadece para meselesi olmadığını gösterir. Asıl yoksulluk; sevgisizlik, terk edilmişlik ve görülmeme hâlidir. Madam Rosa’nın bedeni gibi hafızası da yıpranmıştır; buna rağmen insan kalma direnci romanın vicdani merkezini oluşturur.Onca Yoksulluk Varken, edebiyatın en sessiz çığlıklarından biridir: Görmezden gelinen hayatların, yine de yaşamı savunabildiğinin kanıtı.